Tamam Evladım
Beklenen yavrunun doğumuna az kalmıştır. Bu lezzetli ve bir o kadar da önemli olayda, dünyaya yeni bir çift göz, yumak yumak eller, mis gibi kokusuyla sarmalanmayı bekleyen bebüşe kavuşulacaktır. Anne ve baba isim koyma telaşı çekedursunlar, her iki tarafın dede ve ninelerin koyacakları bellidir. Nede olsa onlarda onca zorluklarla büyüttükleri çocuklarının çocuğuna isim koyma hakları olsun bari diye düşünmektedirler. Arada kalan taze anne ve babanın işi zordur. Dede ve nineyle aynı haneyi paylaşan torunlar daha doğmadan büyüklerin söz haklarıyla çizgileri belirleniyor. Büyüklerden uzaklarda olanlarda nispeten bu durum daha hoş görü çerçevesinde halledilebiliyor.
Torun ve torunları farklı ortamdaki durumlarına göre incelediğimizde şunları gözlemliyoruz. Evde birebir dede ve nineleriyle hayatı paylaşan çocukların daha stressiz ve öz güvenli oldukları, anne ve babaların onaylamadıkları durumlarda ise hemen büyükleri koz olarak kullanarak isteklerini yaptırıyorlar, dolayısıyla arzu edilen ve uygulamaya konulacak kurallarda ihlaller daha fazla görülüyor, “ Torunum ne istiyorsa yapılacak, ona veya onlara kıyamam, birazda şımarsınlar canım ne olacak sanki? Bizim zamanımızda çocuklar daha hürdü, sizler sıkıyorsunuz.”
Genç anne ve babanın işi zordur. Bir tarafta çocuk kadar hassas kalp taşıyan ve kırmamaları gereken kendi anne ve babaları, diğer tarafta yaşlıların torunlarına zarar verebileceklerini düşünmeden savundukları kendi çocuklarının çocukları. İşte arada kalıyor diye düşündüğümüz çocuklar ise hallerinden memnun. Hele çalışan bir anne durumu varsa çocukların birebir hissetmek istedikleri empatiyi, şefkati, sevgiyi, sıcacık onları kucaklayan kolları ve öpücükleri bu şekilde tadıyorlar. Çocukların dede veya nineleriyle parkta ki koşuşturmaları, alışverişleri çocukların kendilerine sahip çıkıldığı düşüncesiyle huzur duymalarını sağlıyor.. Bu arada kendilerinin ikinci plana atıldıkları konusunda genç çift bu durumdan memnun olmasalar da çocukların keyfine diyecek yok. Hele geçmişten anlatılan yaşanmış hikayelerle uyumaya alışan çocuğun anne ve babasının sarsılan otoritelerden şikayetleri de çocukların umurlarında değil.
Oysa her iki tarafta geleceğimizin teminatı gözüyle baktığımız yavrularımızın yetişme üslubunu konuşarak ve kurallarını uygulayarak eğitmeye çalışabiliriz. Bu şekilde olunca çocukta işine geldiği zaman dede ve ninesini, işine geldiği zaman da anne ve babasını kullanmayı keşfedemez. Çünkü evde tek seslilik mevcuttur. Bu tür bir düşünceyi uygulamak çocuğun açısından son derece önemli olduğunu kavramak zaman alacaksa da sonuç herkes için mutluluk verici bir tablonun ortaya çıkmasına yardımcı olacaktır. Dede ve nineler torunlarına hiç kıyamazlar fakat bilseler ki onları yetiştirmek adına, torunlarının anne ve babası zamanın gerektirdiği alt yapıyı kurmakta daha tecrübe sahibidirler. Öyleyse torunlarının her isteğine “ tamam evladım” demezler.
Hz. Ali “ Çocuklarınızı sizin zamanınıza göre yetiştirmeyin” diyor. Galiba bu durumda genç anne ve babanın çok sabırlı davranması gerekiyor. Artık çocuk gibi hassas mizaca bürünen anne ve babalarının huylarını değiştiremezler. Olumsuzlukları en aza indirmekte marifet istiyor. Evde koşturan ve naz yapan yavrular iş başında. Onlar kuralları öğrenmişler ve dozunda ayarlanan birebir ilişkilerin tadını çıkarıyorlar. Genç anne ve baba ise evin büyümüşte küçülmüş çocukları olan anne ve babalarına sarılıyorlar. Öpülen ellerin devamında “ tamam evladım, siz en güzelini bilir ve öğretirsiniz bizim vazifemiz bol bol dua ederek size manevi güç vermektir, desteğimize ihtiyacınız olduğu kadarını sizlere sunacağı.” Bu sevgi ve anlayış kokan atmosferde büyüyen yavrularda tabii olarak kaliteli insan statüsünü kazanacaktır.
“ Hiçbir insan dünyaya iyi eğitilmiş bir aile kadar önemli bir miras bırakamaz.”( Thomas Scolt)
Nevin ALAN
