Şark Köyünden Görüntüler

Geçen hafta  satırlarını paylaştığımız B. Çiftçi abimin memleket mozaiğine katkıda bulunmak istedim. Şahsi olarak değil, kardeşlerimin adına da yaşamaya çalıştım ve paylaşmak istedim.
Memleketim olan,Erzurum’un Oltu ilçesine bağlı Alatarla köyü pikniği, bu sene asıl merkezinde yapılmaya karar verilmiş. Gidebilecekler günler öncesinden karar verdiler ve yürekleri kıpır kıpırdı. Nede olsa taşı, toprağı, suyu, kokusu ve her şeyiyle bütünleş ilecek olan köyümüzde hasret giderecektik. Bazıları için uzun yılların katmerleşmiş özlemiyle daha da değer kazanan bu güzelliğe katılabilenlere selam olsun.

Yollardayız ve yollardayız. İşte asıl kavuşmak istediğim köyümün yılan gibi kıvrak yollarını çevreleyen yalçın dağlar ve dağların süsleri olan rengarenk çiçek demetleri, göz kamaştırıcıydı. Her km de değişen manzaraları tefekkür düşüncesiyle hazmederek seyrettik. Kayaların arasından fışkıran çam ağaçlarının heybetli bakışları, bizlere yaratanın kudretini ilan ediyorlardı. Bulutlar ise köyümüze ulaşmak için bizlerle yarıştılar. 

Birbirine bakan öküz ve ak dağlarının arasındaki bizleri sıcacık karşılayan köyüm. Sağında ve solunda bulunan kalelerin izleri arasında kavak ağaçlarının, meyve bahçelerinin, ekilen sebzelerin, mısır tarlalarının ve nazlı nazlı salınan ekinlerin görüntüsü eşliğinde varıyoruz. Dağlarına taşlarına inat köylüm geleni içten karşıladı. Zaten Anadolu’nun özelliği de bu değil mi? Uzun zamandır ıraklarda olanlar için köyüm biraz kırgındı. Tadılası onca güzelliklerini göstermede ihmal edildiği için. Sıla-i RAHİM düşüncesinin nefis bir ortam hazırlama da ki üstünlüğünü bir kez daha kavradık Çünkü dünya meşgaleleri duygularımızı ve hasretliklerimizi hatırlamada yozlaştırmıştı.

Bol oksijenli sabah ezanın kulaklarımızı okşamasıyla başlayan günümüzün devamıyla yola koyulduk. Piknik için gidilecek Mehmet Ağa Çukurunun bulunduğu dağımızın çemen otunun mis kokusuyla harmanlanmış kıvrak yollarına dizildik. Önceden hazırlanan organizasyon çerçevesin de başarılı ve bereketli bir sunum gördük. Yerlere serilen cecimlerin sıcaklığıyla hazırlanan zeminimiz de uhuvvet ve kardeşliğin ehemmiyeti bir kez daha göze çarptı. Herkes birbirlerinin guruplarını ziyaret etti.Semaverler zaten akşama kadar hiç sönmedi. Katmerler, keteler, tandır ekmekleri, cevizli börekler, yaprak sarmaları ve civil peynirle başlayan ziyafetlerin devamında etli pilav, karpuz ve ayranla gönüllerimiz alındı.

Yaşlıların öpülesi ellerini öptük. Onlarda dualarıyla bizleri yücelttiler. Gençler her zamanki atılganlıklarıyla ortalıktaydılar. Cemaatle kılınan vakit namazları, okunan iman hakikatleri,günün konusuyla alakalı konuşmalar, oynanan bar, çekilen halaylar ve manilerle zenginleşen günümüz bir başka tekrarlarını da beraber getirmesi özellikle istendi. Doğrusuda öyle olmalı değimli?

Ayrılık anının gelmesini istemedik. Fakat kısacık dünya hayatında arkamızda, helal dairesi içinde yaşadıklarımız bu güzel manzaralarla, mutlu olduğumuz bu birlikteliğimiz kaldı. Uzaklardan memleketini ve akrabalarını görmeye gidenlere kucak açan  köylülerimiz sakinlerine sonsuz teşekkürler. Unutturulmaya çalışılan insanlık vasıflarımızı bizlere hatırlattıkları için minnettarız. Haklarını helal etsinler. Hepimiz böyle güzelliklerin tekrarında buluşalım mı?..

Nevin ALAN