Mektubum Var
Geçtiğimiz gün bir kardeşimize mektup tarzında yazı yazdım. Unutulmaya yüz tutmuş bu güzelliği nasıl tarif etsem? Düşünün; kağıda dokunan kalemle siz bir üçlü olmuşsunuz. Sevginizi, hasretinizi ve duygularınızın yoğunluğunu harmanladığınız satırları döktürüyorsunuz. Mektubun ulaşacağı özel insan tekrar tekrar kelimeleri içiyor, ruhuna iyice raptetmek istiyor. Kendisine gelen bu kıymetli hediyenin sıcaklığı kaybolmadan, eline kağıdı ve kalemi alarak içinden kopan duygu selini boşaltıyor. O anda biliyor ki mektubun sahibi kendisinin hissettiklerini yaşamak için ondan bir kaç satır da olsa mektup beklemektedir. Bu dönüşümlerin ardından, aradan geçen zaman sadece kağıdın ve mürekkebin rengini solduruyor. Oysa taşıdığı anlam ve kıymeti daha da artarak, titreyen ellerde nemli gözlerle sanki ilk defa okunuyormuşçasına tekrar okunuyor. Daha da uzun zamanların akışında geriye bırakılanlara, gene eskiden kalan mektuplar şahitlik yapıyor. Bugün farklılık yapayım ve mektup tadında ileride de okuyunca bizlere hala anlam kazandıracak satırlar yazayım dedim. Hiç olmazsa arada sırada da olsa kalem ve kağıdın tenine dokunan bir şeyler de siz yazar mısınız?
Hayatınızın basamaklarında -olumsuzluk bariyerlerine- takılmadan koşmanız, koşmanız ve koşmanız tek isteğimdir. İnsan çevresinde onu anlamayan ve nemelazımcılıkla yıldıran şahsiyetlerden çok çekiyor. Her nedense bazıları "başkalarının mutsuzluklarından mutluluk" çıkarıyorlar. Bir nevi oltaya taktıkları başıboşluk yemini bizlere allayıp pullayarak yutturmaya çalışıyorlar. Bizler de nefsimize ve tembellik döşeğimize uygun gördüğümüz kadarını yutuyoruz. Sonra da bir sürü bahanelerle yapmak isteyip de yapamadıklarımızı sıralıyoruz. Elimizdeki kullanma kılavuzu ve sünnet-i seniyyenin temizletici aksiyonuyla çizeceğimiz hedefler krokisini hazırlamak vazifemiz olmalı, değil mi?
Hayatın kısacık boşluklarını doldurma adına verdiğimiz güzel uğraşılarımız, ileride de yol göstericimiz olsun inşallah. "Büyük hedefleri olan, büyük işler başarır" kelimelerimin incilerini her daim toplamanız dualarımdır. "Sevmek zoru başarmaktır." Ben de yazma kulvarından koşarak olmasa bile zorlanarak da olsa sürünerek ilerleyenlerdenim. Hal böyle olunca siz hedefleri olan kardeşlerime destek vermek adına bu yazıyla da olsa motive ederek gönlünüzü almak istedim. Eminim ortak dualarımızın halkalarında ahiret komşuluğunu da paylaşırız.
Bir gün sizin de sizden sonrakilere aktaracağınız tecrübelerinizin olması için şimdiden gözlemleyip okuduklarınızı sindirerek hayatınıza geçirmeye çalışın. Üniversiteyi bitirmiş olduğu halde iki kelimeyi bir araya getirerek fikir üretemeyen ve konuşamayanları görünce bu sonuca ulaştım. Yani her şey okul hayatı değil. Önemli olan hayatımızın her safhasında okumaya endekslenerek ve okuduklarımızı da hayatımıza yansıtmaya ve özümsemeye gayret ederek geçirmeye çalışmak. Toplumdan ve ulaşabildiğimiz herkesten mesul olduğumuza göre önce kendimiz eğitim ve aktarma çizgisinde hangi seviyelerde olduğumuzu tartmamız lazım. Gözleri pırıl pırıl parıldayan bir nesil görmek istiyorsak kendimizi yontmamız ve elmas kıymeti almamız lazım. Hamura verilen şekil misali alacağımız kültür ve eğitim ışıltılarımızın kainatı çepeçevre sarması dualarıyla her şey gönlünüze ve yüreğinize göre olsun.
Hayatın her anının helal dairesi içinde yaşanmasından yanayım. Başarılarımızın, kilitlenmemiz gereken davamızın, ahiret sermayemiz olacak olan ilmimizin devamı dualarıyla. Eminim yaz sıcağının bizleri kucakladığı bu aylarda yukarıdaki satırları bir nebze de olsa yakalayabilmek için plan ve projelerimiz hazırlanmaya başlanmıştır. Yaşantımıza açacağımız yeni bir sayfanın satırları, eminim çok kişilerin farklı bakış açılarını yakalamalarına sebep olacaktır. Tefekkür pencerelerinin revaçta olduğu bu mevsimin meyvelerinin tadıyla elinizden kağıt ve kalem düşmesin.
Nevin Alan
