Kendimizden Başlayarak
Her şeyden önce kendimiz hal dilimizle olgunluk sunabiliriz. Okuduklarını sindiremeyen, hayatına geçiremeyen, başkasına aktarımlarında da başarısız olacaktır. İnsan hissettiği yaşadığı sosyal hayatı kadarını iletebilir. Söylediği sözlerle,yaşantısıyla ve normlarla aktarımları örtüşmüyorsa zaten baştan iletişimi kaybetmeye mahkum demektir. İç aleminin akisleri zahiri görüntüsüne pırıltılar gönderiyorsa bu pozitif görüntünün devamı da çekici ve cazip olacaktır.Karşı taraftaki düşüncelerde şöyle bir merak uyandırırsak “acaba bu güzel görüntünün ana kaynağı nereden besleniyor.” Bu merakın devamında size bakış açıları ve sentezleri de farklılaşacaktır.Zihinlerini meşgul eden soru işaretlerinin bu aktarımlardaki cevapları incelemeye devam edecektir. Ön yargının kırılmaz denilen katılığı yumuşayacak irdelenerek ve verilmek istenen örnek mesajlar eritici bir sıcaklık olarak o şahsın duygu ve fikirlerine çöreklenecektir. Bizimle bütünleşen ve farkında olmadan yaptığımız davranışlar ilerleyen zaman diliminde karşımızdaki şahıslarda da farklılıklara sebep olacaktır.
Haksızlık etmeyen, saygı duyan, her şeyden önce karşısındakini insan olarak yaratılmış nadide bir sanat eseri şuuruyla seven kişinin aktarmak istediğini anlamayacak varlık yoktur. Yeter ki bizler hissederek, özümseyerek, hayata geçirmeye gayret ederek, örnek kişilik olmaya çalışabilsek sonuç çok güzel olacaktır. Bizim vazifemiz önce kendimizdeki olumsuzlukları izale etmeye çalışmak. Yaratılış gayemize uygun tavırlarla ve ölçülerle hercü merç olalım, Her zaman elimizin uzanabildiği kadar uzaklıklardaki fikirlerimize ve ayna olan yaşantımıza ihtiyaç duyanlara yetişelim. Arkasından aktarımların mis gibi kokan ücretleri peşinen size ulaşacaktır.
Karşımızdaki bizden memnunsa o zaman Allah’ ta bizden memnun kalır. “Dünya mü’minlerin pazarı, gece ile gündüz, sermayeleri, güzel amelleri, ticaret malları, cennet kazançları, cehennem de zararlarıdır.” (Hz.Ebubekir)
Nevin Alan
