Kadın ve Nebi
“Habibim sen olmasaydın kainatı yaratmazdım.” ( Kutsi Hadis) Bu derin manalı kelimelerin sahibini bizim gibi bugünün ihlasız ve şuursuz ümmetleri nasıl kavrayabilir bilemiyorum. Dünyevi koşuşturmalar arasında güne merhaba dediğimiz andan itibaren onun varlığını düşünerek yatağımızdan kalksak. Dudaklarımızdan süzülen salavatlarla çeşmeye ulaşsak. Hazır ellerimizi sabunlarken birkaç saniye daha ekleyerek işimizi abdest alma faslına çevirsek. Şöyle gözümüzün önüne takılan varlıklarda yaratanı düşünme tefekkürüyle beraber kendimizi asr-ı saadette hissetsek. Hayal aleminin tayyı zaman vasıtasına binerek o zamanın ulviyetine bürünen duygularımızla güne başlasak.
“Onlardan biri kız ile müjdelendiği zaman, pek öfkeli olarak yüzü simsiyah kesilir. Kendisine verilen müjdenin sevimsizliğinden dolayı kavminden gizlenmek ister. Onu, hakarete katlanarak yanında tutacak mı, yoksa toprağa mı gömecek? Bak ne kötü hüküm veriyorlar.” ( Ayet) Hanım olarak düşündüğümüzde cahilliye döneminin acımasız iklimlerinin tam tersini yaşatan o mübarek saadetlerin başlangıcına sebep olan Peygamber Efendimizin (s.a.s) sosyal yaşantısını gözlemlesek. Acaba Efendimizin eşleriyle olan diyaloglarında nasıl bir çizgi takip etmiş. Birçok hikmetine binaen konuma uyması açısından çok evliliğinin bir sırrı da bence eşleriyle olan münasebetleri. Şu zamanda beylerimiz zahmet etsede “ acaba benim hanım Resulullahın eşlerinden hangisinin huyuna ve mizacına sahip” diye düşünse. Bu bağlamda incelediği annelerimizin kendi eşine uyanını tespit ederek eşine davranışlarını da ayarlasa, ne hoş olur değil mi? . Biz hanımlarda kendi açımızdan fıtratımıza uyan annelerimizin keşfini araştırabiliriz. Bu zincirlemenin devamında nasıl bir yaşam kalitesini yakalarız merak etmeliyiz doğrusu.
Nefsimizin ve hanımların modern putları olan ev, ev temizliği, eşyaları yenileme, kıyafet doyumsuzluğu, okumama, çocuklarla didişme, eşiyle çatışma, çalışıyorsa iki misli yorgunluk, ilim meclislerine gitmeme. Beylerin ise arabalarını üst modele çıkarma, hayırlara harcayacağı zaman eli cebine zor gidiyorken mülk biriktirme, kendi başına gezmeyi sevme, kahvehane, futbol fanatikliği, ebedi arkadaşı ve yavrularına kaliteli zaman ayırmama ve okumama gibi. Bu yozlaştırıcı materyalist ruhun verdiği duygusuz ve robotlaşmış yaşantımızla baş etmeye çalışsak.
Nebi’nin hanesi dünyanın en fakirlerindendi; çünkü aylar geçerdi de bu hanede çorba pişmezdi. Hanımlarına düşen yer ise sadece başlarını sokabilecekleri küçük birer oda veya kulübeydi. Bu bahtiyar kadınlar Peygamberimizle haftada bir iki saat beraber olmayı, dünyanın her şeyine tercih ediyorlardı. Mesuttular, huzurluydular. Bizler ise pireyi deve yapmaktan hoşlanıyoruz. Ne yapsak da huzursuzluk çıkarsak diye bahaneler arıyoruz. Bu zamanın bereketli bolluğu bir yerlerimize batıyor sanki. Beylerde eşlerini cepte keklik olarak düşündüklerinden, hanımlara gerekli ihtimamı göstermiyorlar.“ Ey nas! Kadınların haklarına riayet etmenizi ve bu hususta Allah’tan korkmanızı tavsiye ederim. Siz, kadınlarınızı Allah emaneti olarak aldınız. Onların namus ve iffetlerini Allah adına söz vererek helal edindiniz.Sizin kadınlar üzerinde hakkınız, onların da sizin üzerinizde hakları vardır.”( Veda Hutbesi)
Peygamberimiz vahiy yoluyla hareket ettiği halde, hanımlarıyla oturur konuşurdu. Onlara lütufkar, sevgi ve saygıyla istişare ederdi, düşünce ve fikirlerine saygı duyardı. Teheccüt namazına kalkacağı zaman eşinden izin isterdi. “Müminlerin iman bakımından en kusursuzu, ahlakı en güzel olanıdır.Ahlakı en güzel olanınızda, kadınlarına en güzel davranandır.”(Hadis) Sözün özü “ Karşımızdakinin bize nasıl davranmasını istiyorsak, bizde karşımızdakine öyle davranmalıyız.”(Hadis) İstersek hayatımızda yeni bir sayfa açalım. Sünnetleri araştıralım ve uygulamaya gayret gösterelim. Eminim yarınlarımız daha tebessümlü ve lezzetli olacak.
Var mısınız?
Nevin Alan
