Gönül Fethini Tattırdılar

“Nuruyla bütün gönlümü fetheyleyen Üstad. Gönlüm seni, kudsi heyecanlarla eder yad.”

Evet. Bir Üstadımızı anma programı daha İstanbul’da gönülleri feth ederek geçti. Asya ve Avrupa bölgelerinin gençlik kolları tarafından organize edilen kutlama gerçekten muhteşemdi. Bütün emeği geçen genç kardeşlerimi, canı gönülden hepimiz adına tebrik ediyorum. Onlardan hizmet adına gurur duyduk.

Gönülden ve titizlikle yapılan çalışmaların devamı, Kültür Merkezinin kapısında başlamıştı. Kocaman “Üstadımızın 44. Kutlama programına hoş geldiniz” yazılı filama gelenleri kucaklayarak içeriye aldı.Tanışları gözlerle aramaların uğultuları arasında tek yürek olmuş olarak sarıldık. Nasıl bir aktarım hazırlandığı merakı da ayrı bir lezzetti. Artık yerlerimize kurulup çağlayan olmayı bekleyen yüreklerimizin ilaçlarının sunumuna hazırdık

“Nur Davanın, Kara Sevdalıları…Sizlerle Birlikte Olmaktan Gurur Duyuyoruz.”(Zehra MORGÜL)

Evet bu anonstan sonra, bütün kainatı kuşatan AŞİR ziyafeti şımaran nefislerimize ilk tokatları indirdi. Nurani, ruhani bütün varlıklar hepimizle beraberdi. Devamında sunuş kelimeleri içimizi delip geçti, yüreklerimiz pare pare olurken göz pınarlarımızda, içimizdeki pasları dökmekle görevliydiler. Sahne kenarındaki panoyu süsleyen vecize ise cevabı veriyordu. “Biz muhabbet fedaileriyiz, husumete vaktimiz yoktur.”

Ses ve ışık düzeninin ayrıntıları eşliğinde şiir ziyafetinin tadına doyulmadı.(Nurkan TEZER-Betül ÖZ)  Kelime-i Tevhit mührüyle parlayan ilahi ışıltıların hazzı da nefisti.Ancak o anı yaşayan hissedebilir.(Koro) Zamane gençliğinin çocukluktan başlayarak geçen süreçleri ve sıkıntılarının aktarımları “bu kadar olur ancak,” dedirtecek kadar güzeldi. Ayrıntıları ve irdelenen sözleri,  mimikleri çok tatlıydı. Özet olarak içeriğinde, gençliğin şu andaki bunalımlarının reçetesini slayt ve ses gösteriminde tamamlayıcı sahneleriyle takdire değerdi. Sonunda bunalımlarının reçetesinin Risale-i Nur Deryaları olacağının altı çizilmesine, alkışlar kifayetsiz kaldı.(Betül Rüveyda YAŞAR)

“Aziz Üstadım”(Berna YILDIRIM) şiiri keşke hiç bitmese diyerek trans halinde dinledik. Çünkü duymak istediğimiz inciler kardeşimizin dudaklarından ve yüreğinden dökülüyordu. Bizlerde çölde su bulan varlık gibi hemen satırları içiyorduk. Sessiz tiyatronun böyle sini ilk defa izledim. Post modern bir gösteriydi. Her sahnesinin irdelemek istediği ayrıntı ustaca oynandı. Ustaca her kareye göre ayarlanan ses ve slaytla bütünleşen farklı oyunları çok takdir topladı. Son sahnesinde ki kurgu ve sonuçtan çıkarılan dersler hafızalarda uzun süre yaşayacaktır.

Sahnenin GÜL goncaları kızlarımız, ellerindeki gülleri sererek ilahi okumaya başlamadan önce, kendi kalp atışlarını dinlediler. Seçkin eserlerin sunumu da gül gibi zarif kıyafetlerle olmalıydı. Onlarda bu ayrıntıyı dikkate almışlardı, salonun duygu sellerine yol açmaya başlamışlardı. Benlik ve hodfuruşluk bentlerimiz sökülerek, yüzüstü sürünerek aktılar. İman meşalemizin daha da gürbüz tutuşmasına sebep oldular.(Koro) Sunucumuz programın akıntısında ara metinlerde, tatlı aktarımlarıyla nurani nefes almamızı sağladı.(Zehra MORGÜL)

 Evet ÜSTAD’ mızı anma hazırlıkları layıkıyla yaşatıldı. İçlerimiz pırpırladı. Devamını bölgelerimizdeki taze kan taşıyan gençlerden bekliyoruz. Bu tür organizasyonlara çok ihtiyacımız var. Motive oluyoruz. Ayrılık vaktinde her kesin ağzında “ ne kadar güzeldi?”Dedirttiler,Allah(cc)emeği geçen herkesten razı olsun. Manevi kızım Canan KARAKAŞ’ mı da ayrıca tebrik ediyorum.

Seneye  buluşma noktamız olan bu tür organizasyonlarda görüşmek üzere şevkiniz bereketli olsun.

           

Nevin Alan