Geçmişten Geleceğe (2)

Cuma saatine de az kalmıştı. Manevi bir yoğunluğun arkadaşlığıyla son merdivenleri de çıktım. Karşımda benimle aynı merak ve ilgiyle sıra arkadaşım bekliyordu. Öyle hızlı tırmanmıştım ki nefesim kesilmişti güçlükle kalp atışlarımı teskin etmeye çalıştım. Ve ilk cümle “Nevin’ çiğim  acele etme işte buluştuk.”Son bir gayretle kendimi toparlayıp sıkıca sarılmaya, yılların özlemini biraz olsun hafifletmeye ve kavuşmanın güzelliğini sindirmeye çalıştık. Ne güzeldi tadılması gereken kıymettar mücevher değerindeydi ve tadıldı.

Klasik stilde hazırlanan salona girdiğimde sıcacık bir hava sarmaladı.Bir tarafta Osmanlı ihtişamını,edebini,sanatını hatırlatan ve gündemimize de uyan nostalji yaşatan zevkli bir köşe.Diğer köşede çiçeklerin okunması gereken ilahi mektuplara göz gezdirdim. Rengarenk yaprakların üzerlerine sinen manevi ışıkların sebebini az sonra anlayacaktım. Arkadaşım” annem Cuma saati dolayısıyla Kur-an okuyor,biraz sonra gelir.”Yarabbim ne güzel kelimeler diye düşündüm. Bu ara da yürümekte güçlük çeken babası da kibar bir şekilde” evladım hoş geldiniz ön safa yetişmek için ancak giderim.”Cuma namazına yetişmek için yaşına ve sıhhatine zorluk olduğu halde fiiliyatını hiç ihmal etmediğini duymak ne kadar memnun edici haberdir tahmin edemezsiniz. Ailesini bayram da yalnız bırakmayan ablası da çok içten ve kibar bir şekilde hatırımı sordu ve bunca zaman sonrasında ki karşılaşmamızın devam edeceğinden emin olduğunu söyledi.

Bayram ertesi olması sebebiyle tatlı nasibim de bekliyormuş. Bu lezzetle devam eden ve büyük bir merak ve heyecanla sonuçlanan bu karşılaşma başladığı gibi çabucak bitti. İki saate o kadar çok sorular ve cevaplar sığdı ki hayretlik bir şey. Benim üzerinde durduğum hassas konulardan birisini ise tadamamıştı. Evet ebedi arkadaşı nasip olmamış,zaman ilerleyince kendi doğrularına uyan ölçüler zorlaşmış kendini hayır dernek işlerine adamış. Üzülmüştüm. Birkaç ay öncesi Ankara2dan seminer dönüşü istasyonda tanıştığım yaşlı hanımı hatırladım. Kariyer için çocuk düşünülmemişti. Oysa şimdi çok dostları olmasına rağmen elini tutacak sıcacık çocuğunun avuçları yoktu.

Arkadaşımın merak ettiğim manevi seviyesini biraz olsun tahlil edebildim. Oda okumayı seviyordu. Fakat Nur’ları bilmiyordu,bilmemesinin haricinde eserlerin muhteviyatına da yabancıydı. Olsun. Her zaman nasibinde varsa bir tanışma sebebi olmuyor mu. Bundan sonra demek ki acizane aktarımlar yapmamız gerekecek. Medeni ve hoş görülü sözcükleri içimi rahatlattı. Farklı arayışları var. Fetret devrinin karışıklığından o da nasibini almıştı. Normaldir. Devlet bile despotça maneviyatımızı sindirmeye ve süründürmeye çalışıyorsa ne diyebiliriz.

Birbirimizle sözleştik en kısa zamanda tekrar buluşacağız.  Bu sefer hazırlıklı olarak kapılarını tıklatacağım. Yayınlarımızdan derlenen hediye paketimde hazır olacak. Bunları düşünürken, içtiğim çayımı da bitirmiştim. Ayrılık vakti gelip çattı. Oysa daha ne çok beraber sentezleyeceğimiz konularımız varmıdı bitiremedik. Son sarılmalarımız ve birbirimize telkinlerimizle,merakla tırmandığım merdivenlerden kuşlar gibi hafiflemiş olarak seke seke indim.

Lütfen özel olarak dualarınıza  arkadaşımı da  katarmısınız?. Aradan bir hafta geçti.Telefon zilinin devamında kutlama hazırlığı yaptığım konuyla alakalı tebrik etti. Çok nazik hareketti, çünkü benim konuya hassasiyetimi öğrenmişti.  Rabbim sebepler dairesinde her fırsatta görüştürmeye başlamıştı. İlerde nefis iman hakikatlerinin buğusuyla sarmalanmış bir kardeşim daha olacak. Eminim…
                       

Nevin Alan