Eskişehir'den Gül Demeti

Ebedi arkadaşımla yazın, ziyaret edeceğimiz mekan ve kişilerin listesini hazırlamıştık. İlk sırada Eskişehir de ikamet eden Abdil Yıldırımın ailesi vardı. Güzel ve haşmetli tefekkür pencerelerinin her karede değişen lezzetleriyle karşılandık. Yıldırım ailesinin yıldırım gibi sevgi ışıkları bünyemizi sarmaladı. İnsanın dava arkadaşlarıyla hemhal olmasının tadı bir başkaydı. Aynı dilden konuşmanın verdiği huzur, gerçektende yaşanması gereken güzel anılar oluyor.

Cemaatle kılınan namazlarımız, Akabinde tesbihat ve namaz sonrası derslerimiz derken umumi derslerin takibiyle kendimizi okuma programının içinde bulduk. Muhabbetlerin koyuluğunun kıvamı arttıkça hizmetlerin içinde olmanın ve sırf rıza i ilahi için çarpan kalpler taşımanın önemini ve kıymetini doyasıya hissettik. E… yazarların arasında olup da edebiyat, kalem ve kağıt hiç gündeme gelmez mi? Sekteye uğrayan yazı yazma motivasyonumu tekrar yakalayabilmem için ellerinden geleni yaptılar.( Bu satırlar döküldüğüne göre başarmış görünüyorlar.)

Abdil kardeşimin bitirmeye çalıştığı romanı, Mehtap kızımın işlediği genel konu çalışmaları ve geleceğin parlak kalemi olacağına inandığım Vahdet oğluşumuz. Ve bizlere hizmet etmek için keklik gibi seken Lütfiye sultanımızın yuvalarında yaşadığımız bir kaç günlük sefamız oldu. Yazın sıcağının aksine hep içimizde ferahlık hissettik ve hiç sıkılmadık.

Çalışmalı derslerimiz, komşu kardeşin bahçesinde yapılan mütalaalı kahvaltımızın tadı hala damağımızda. Ağaçların altında ve yeşilin tonlarıyla harmanlanmış çiçeklerin gözetiminde yaptığımız derse başladığımızda, çocukların koşarak dinlemeye gelmeleri bizler için ayrı bir doyumluk ders verdi. Yediğimiz dızmana mayalısı, yemeklerden sonra parlayan tabaklar, otomatikman sünneti seniyyenin yaldızladığı paklığı hatırlattı. Yaratılışımıza yakışan ve imanın bizlere ulaştırdığı nefaseti iliklerimize kadar yaşadık. Yapay çiçekler ne kadar donuk ve cansızsa insan da gayesinin dışında kullanıldığında o derece ruhsuz ve işe yaramaz oluyor onu kavradık.

Gittiğimiz umumi dersin sonunda benden reçel tarifi istenmesi tek bozulduğum teklif  oldu. Bende “oysa beni seminer için davet etmenizi beklerdim” diye atıfta bulundum. Evet. Bütün güzelliklerin bir sonu olduğu gibi bizimde Eskişehir’e veda zamanımız gelmişti. Ayrılacağımız sabah biraz daha sohbet edebilmemiz için erken kalktık. İçilen çayın yudumları bile düğüm düğüm olarak midemize oturdular. Kırık bakışlar, zoraki gülümsemeler ve tren saatinin kalkma saatine takılan donuk bakışlarımız.

Ebedi arkadaşımla yaşadığımız Yıldırım ailesinin -gül demetinin- tadına doyamadık. İsterim yolu oralara gidebilecekler, bu manevi görüntü ve kokulardan nasiplensinler. Kendinizi cennet bahçelerinde hissetmek isterseniz ve okuma programında olduğunuzun tadıyla -ilim öğrenme- farzını yerine getirmenin hoşluğuyla hislerinizi ve latif duygularınızı NUR ışıltılarına gark etmek isterseniz daha ne duruyorsunuz. Yıldırım ailesi gibi kardeşler sizleri bekliyor. Benim yerime de çaylarınızı yudumlamanız dualarıyla… 


Nevin ALAN