Ellerine İğne Batırırım

Ailemizin Bayram ziyaretindeyiz. Bir yandan gelen misafirlerle görüşmelerimiz devam ediyor, diğer yanda uğurlamalar. Çoktandır görüşmediğim tahsilli diye bildiğim aileyle hemhal olduk. İlköğretim 1. ve 6. sınıfa giden kızları ve iki yaşlarındaki oğulları koşuşturmaya başladılar. Otursunlar diye annenin agresif davranışları, sert ikazlarıyla çocukları sindirmeye çalışıyordu. Benim oğullarıma da bağırdı, onlarda bir kenara sinmişler bu negatif elektriği anlamaya çalışıyorlardı. İki yaşındaki bebüşleri tekrar hamle yaparak koşuşturunca anne “çabuk otur ellerine iğne batırırım.” Çocuk hemen korkuyla babasının kucağına atladı. Bende bu kelimeleri hazmedemedim. Henüz iki yaşındaki çocuk iğneyle korkutulur mu? Sessizlik… “ Ara sıra batırıyorum gibi yapıyorum ki sözümü dinlesin, yoksa baş edemiyorum.”

“ Okuduklarımız ve öğrendiklerimiz hayata geçirdiğimiz kadarıyla  anlam kazanır.” Eğitimin tahsil hayatıyla alakalı olmadığını anladım. İnsanın kendini yetiştirmesi apayrı bir olay. Belli bir eğitimden geçen anne ve babanın davranışlarında ki çarpık çizgiler  yüreğimi cızlatmıştı. Şimdi normal seviyede ve kendilerini aşmak için kitap okuyan ve okuduklarını uygulamaya gayret eden ebeveynlere ne diyeyim! Çocuklarıyla nasıl bir iletişim sistemleri var bilemiyorum. Bilebildiğim iğnenin ellerde bırakacağı izlere mukabil küçük yüreklerde kazılan manevi yaralarının acıları…