Dünyevileşme ve Ahiret Dengesi

Zaman asri olunca, çevremizin her kesimini farkında olmadan dünyevileşme idolü kaplamış vaziyette. Oturup kalkmak, sağa sola dönmek, iniş çıkışların ritminde yaşamak derken, farkında olmadan maddeperestliğin girdabında boğulmaya dalıyoruz. Oysa göz açıp kapayıncaya kadar akıp gidecek bu fani ömrümüzün terazi kefesi elimizde. Hangi oranda, ne tür kazanç elde edeceksek; kendimiz tercih hakkı kullanıyoruz. İşimize gelmediği ve nefsimizin itiraaz ettiği noktalarda çıkış yolu bulmakta hiç zorlanmıyoruz. Nemelazımcılığın içimize serptiği geçici ve aldatıcı huzur, maalesef kalbimizin son teklemesinde eyvahlarla karşımıza dikiliyorlar.

Hedeflerimizde ilk sırayı alan mevki, çok para kazanmanın yolları, kariyer ve sıradanlık bezeğine bürünmüş görüntümüzle hayat çizgimizi belirliyoruz. Bütün bu uğraşımlarımızın tek sebebi var; o da her zaman mutlu olabilmek. Oysa bu keşmekeşlerin içinde yuvasından koparılıp, “kendine yetebilirsin” sloganıyla buhranlara sokulan biz bayanlar huzursuzuz. Yavrularımız bakıcıların elinde bir o tarafa, bir bu tarafa savurtularak büyütülüyor. Kazancımızın büyük bölümü haliyle kıyafetimize, makyajımıza, çocuk bakıcımıza gidiyor. Derken bunca evden koparıldığımıza değmediğini anlıyoruz. Anlasak da maalesef çevrenin de diretmesiyle yolumuza devam ediyoruz. Ebedi arkadaşlarımız da, modernlik kisvesine bürünmüşlüğün verdiği telkinle bizleri yalnız bırakıyorlar.

Nevin Alan