Çevresinden olsun, basın, yayın, sözlü ve yazılı materyallerden sosyal yaşantı içindeki diyalogların geri dönüşümü acaba kendisinde ne gibi kalıntılar bırakacaktır. Sırf dünyevi beklentilere cevap mı, yoksa hem dünya, hem sonsuz ahiret hayatında kendisinde lazım olacak kulluk sermayesinin incelikleri mi sunuldu? Ömrümüzün bütün aşamalarında bu görünüşte soğuk ve boğucu gibi gözüken soruların cevapları elimizin altında. Öğrenmenin ve mantığımıza sunumun akıcılığıyla elimizin altında olması gereken kitaplar baş tacımızsa, en baştan çok yol almışız demektir.
Hangi eserlerden nasipleneceğimiz sorusunun cevabını içine alan eserleri okumaya sıra gelir. Nasıl bilgisayarın klavyesindeki tuşlara dokunduğumuzda ekrana yansıyan harfler ve bütünlüğü olan kelimeler sıralanıyorsa, bizler de aklımızın idrakine yakın SATIRLARI okuma melekemizle kalbimizin ışıltılarına kavuşacağız.
Bebüşlüğümüzden başlar, bize dikte edilen cümlelerin ağırlığı. “Yapamazsın, beceremezsin, kırarsın, dökersin, sakarsın, sen bilmezsin, sus, çok konuşuyorsun, ne kadar meraklısın, vs” İşte hayatımızın başlangıcında bize sunulan buz gibi iletilerden sonra bizlerden çok şeyler beklenir. Büyük adam olmamız veya çok başarılı evlatlar yetiştiren anne olmamız için uğraşıldığı söylenir. Oysa bu şekilde sürekli yerimizde patinaj yapmaya başlarız. İleriye dönük adımlar atmaya korkarız. Başarmak bizim için çok uzak bir mesafedir. Bütün bu düşünce döngülerinin cevaplarını sunacağımız yavrularımıza okuyacakları ve okuyacağımız masallar, hikâyeler ve onların küçük hayatlarına sığdırmaktan hoşlandıkları, yaptıkları hareketlerle bütünleştirecekleri rengârenk kitaplar onların bakış açılarını doğru yaldızlarla süsleyecek. Yıllar sonra bize geri dönüşümlerinde “Hani bize aldığınız kitaplarda okuduğumuz masallar vardı ya, hala içimizde tatlı izleri var.”
