Annenin İkramı

İzmit, yokuşları ve sayılamayacak kadar tırmanmanız gereken merdivenler barındıran bir yerleşim yeridir. Sanayi  sektörünün ağırlığı her yerde hissedilir. Memleketimizin güzel insanlarının zengin mozaiğini bu beldede bulabilirsiniz. Hal böyle olunca etrafınızı gözlemleme şansınız da zengin sayılır.Öğrenmek ve farklı bakış açıları yakalamak isteyenler için malzemede dolayısıyla bereketli. Sizlerle bu yakaladığım ayrıntıları paylaşmak istedim.

Sıcak bir gün ve yine yokuşun başından yolu tırmanmaya başladım. Etraf cıvıl cıvıl kuş seslerini andıran akıcılıkta çocuk sesleriyle dolmuş. Bu armoniler arasında tebessüm ederek ilerliyorum.
“ Oğlum, kızım çabuk gelin sevdiğiniz sihirli annem başlıyor.” Yarabbim. Adeta çocukları zehirlemek adına yola çıkılmış demek isteyeceğim bir diziyi izletmek için anne özellikle çağırıyor. “Affedersiniz o dizinin çocuklara zararı var, niçin seyretmeleri için teşvik ediyorsunuz.” “Başka türlü eve girmiyorlar da o yüzden.” “ Fakat gördükleri sahneler çocukların ruhunda derin izler bırakır. Ahiret hayatında kavuşacağı halleri ve rahatlığı şimdi neden olmuyor düşüncesiyle içlerinde hınç hissederler.” “Olsun ne yapayım başka türlü eve sokamıyorum.”

Anlayana sivrisinek saz, anlamayana davul zurna az diyen atalarımız haklıymışlar. Oysa o yavrular körpecik beden ve fikirleriyle huzur bulacakları kucaklarda kaybolmak isterler. Tatlı ve munis görüntüsüyle onların kurdukları oyunları paylaşan sineler ararlar. Biz cahiller ise soğuk camdan fışkıran görüntülerin tüyler ürperten boşluğuna bırakıyoruz. İlerde  onlar da bizlere şefkat, sevgi, ilgi yerine uyguladığımız alakasızlığın iadelerini verecekler. Şimdi her şeyimizle onlara doğruları verme zamanı. Geç kalmasak bari…

Köşe: Tebessüm (olabilir mi?)