Pencerelerinizi masallar dünyasına açmaya,
bu atmosferi hayata taşımaya davetlisiniz...
İnsan hayatının her anında anlaşılmak ve
onay duymak ister. Minik bir bebiş iken,
çocukken, ergenlik dönemi veya
olgun yaş seviyesindeyken
ihtiyaç duyduğu sevgi kaynağına
ulaşamamışsa, kendi iç aleminde
birşeylerin eksik olduğunu hisseder.
Cevap aranır aranmasına da
acaba istenilen doğrular ve
iletilmek istenen ve vurgulanan
gönül penceresine uyacak mıdır?
Yazar: Nevin ALAN
Bakış Açısı
Çevresinden olsun, basın, yayın, sözlü ve yazılı materyallerden sosyal yaşantı içindeki diyalogların geri dönüşümü acaba kendisinde ne gibi kalıntılar bırakacaktır. Sırf dünyevi beklentilere cevap mı, yoksa hem dünya, hem sonsuz ahiret hayatında kendisinde lazım olacak kulluk sermayesinin incelikleri mi sunuldu? Ömrümüzün bütün aşamalarında bu görünüşte soğuk ve boğucu gibi gözüken soruların cevapları elimizin altında. Öğrenmenin ve mantığımıza sunumun akıcılığıyla elimizin altında olması gereken kitaplar baş tacımızsa, en baştan çok yol almışız demektir. devamı
Yazar: Nevin ALAN
Minik avuçlarla bütünleşen anne ve babaların sıcacık parmakları.
Okul yolundalar. Nice ümitlerle başlayan düşüncelerin ve hayallerin ilk adımları olacak olan sınıftalar.
Cıvıl cıvıl kuş seslerini andıran bu armoniden acaba ilerde neler bulacağız.
Büyüklerin çizdigi şablonun dışına taşmak küçük bedenlere zor olacak.
Hele dar kafalı ve degişikliğe kapalı,kendini dahi aşmaya niyetlenmemiş sözde bizler onlara ne verebileceğiz.
Bilgi ve iletişim çağının hızlı trendini yakalamak her babayiğidin harcı degil.Hedefini belirleyemediyse, gelecektende beklentisi yoksa, hala kendini tanıyamamışsa insan kocaman bir fiyasko ... devamı
Yazar: Nevin ALAN
Zamanın halkalarına takılan bir kesit.
GEÇMİŞTEN GELECEĞE (1)
Yoldayım…Okul olarak tahsil hayatının başlangıcı olan ilkokul arkadaşımı ziyarete gidiyorum. Sıraları paylaşmış, gönül alışverişi yaşamıştık. Otuz yıl öncesinin diploma töreni film gibi hayalimden akıp gitti. okumuş banka da
çalışmaya başlamıştı.
Ben de İTTİHAT ve YENİ ASYA yayıSöz vermiştik her fırsatta birbirimizi arayıp soracaktık. Arkadaşım idealine ulaşmak içinnının eğitimine katılmıştım.
Eğitimci olmak istiyordum, fakat kısmet olmadı.
Eee… Kızların okumasına gerek yoktu!!!
devamı
Yazar: Nevin ALAN
FARKLILIĞIMIZ FARK EDİLİYOR MU?
“Hayatta en zor şey, gayesiz idealsiz ve meselesiz insanlarla birlikte yaşamak
mecburiyetidir.” (Cenap Şahabettin)
Önce farklılıklarımızı ne derece fark ettiğimizden başlamalı. Bu farklarda etrafımıza ulaşacak olan artı ve eksileri tartarak başlamalı. Çevremize göz attığımızda ve toplum içine girdiğimizde bize güveniliyorsa, fikirlerimiz cazip geliyorsa, ... devamı
Yazar: Nevin ALAN
BAKMA SAATİ
Komşu yeğenlerimden ilköğretim 3. sınıfa giden Süheyl ve 5 yaşındaki kız kardeşi Süheyla’ nın okuma saatleri. Bilinçli bir annenin çocukları olmalarının avantajını yaşıyorlar. Her gün anne oğluyla okuma saati uyguluyor. Anne“Süheyl, beraber okumaya başlayabiliriz.” Ve ellerinde kitap ve dergilerle meşgulken minik Süheyla annesine hitaben “ siz okuma biliyorsunuz ama ben bilmiyorum, canım sıkılıyor. Benimde bakma saatim olsun mu? Ne kadar güzel bir ifade. Henüz 5 yaşında olmasına rağmen kendisine ait bir zaman diliminin olmasını istiyor ve “ bakma saatim olsun mu? Diye soruyor. 
Demek ki büyüklerin fazla bir külfete girmesine gerek yok. Sadece güzel ayna olsunlar yeter. Ellerinde gazetesi, dergisi vs ile meşgul olacak özel saat ayarlasınlar. Okul öncesi yavrularında “ bakma saatleri” olsun. Minikler karıştırdıkları dergileriyle resimlerden yola çıkarak ilerde yazılarıyla yoğrulmuş nadide eserler olarak yetişecekler. Maalesef çoğunlukla gözlemlerime baktığında o malzemeler yırtmaları için önlerine konuluyor.
Sizinde okul öncesi kelebeklerinizin “ BAKMA SAATİ” olsun mu?
Yazar: Nevin ALAN
Annenin İkramı
İzmit, yokuşları ve sayılamayacak kadar tırmanmanız gereken merdivenler barındıran bir yerleşim yeridir. Sanayi sektörünün ağırlığı her yerde hissedilir. Memleketimizin güzel insanlarının zengin mozaiğini bu beldede bulabilirsiniz. Hal böyle olunca etrafınızı gözlemleme şansınız da zengin sayılır.Öğrenmek ve farklı bakış açıları yakalamak isteyenler için malzemede dolayısıyla bereketli. Sizlerle bu yakaladığım ayrıntıları paylaşmak istedim.
Sıcak bir gün ve yine yokuşun başından yolu tırmanmaya başladım. Etraf cıvıl cıvıl kuş seslerini andıran akıcılıkta çocuk sesleriyle dolmuş. Bu armoniler arasında tebessüm ederek ilerliyorum.
“ Oğlum, kızım çabuk gelin sevdiğiniz sihirli annem başlıyor.” Yarabbim. Adeta çocukları zehirlemek adına yola çıkılmış demek isteyeceğim bir diziyi izletmek için anne özellikle çağırıyor. “Affedersiniz o dizinin çocuklara zararı var, niçin seyretmeleri için teşvik ediyorsunuz.” “Başka türlü eve girmiyorlar da o yüzden.” “ Fakat gördükleri sahneler çocukların ruhunda derin izler bırakır. Ahiret hayatında kavuşacağı halleri ve rahatlığı şimdi neden olmuyor düşüncesiyle içlerinde hınç hissederler.” “Olsun ne yapayım başka türlü eve sokamıyorum.”
Anlayana sivrisinek saz, anlamayana davul zurna az diyen atalarımız haklıymışlar. Oysa o yavrular körpecik beden ve fikirleriyle huzur bulacakları kucaklarda kaybolmak isterler. Tatlı ve munis görüntüsüyle onların kurdukları oyunları paylaşan sineler ararlar. Biz cahiller ise soğuk camdan fışkıran görüntülerin tüyler ürperten boşluğuna bırakıyoruz. İlerde onlar da bizlere şefkat, sevgi, ilgi yerine uyguladığımız alakasızlığın iadelerini verecekler. Şimdi her şeyimizle onlara doğruları verme zamanı. Geç kalmasak bari…
Yazar: Nevin ALAN
ELMAS NİNEM
Yılların akıp giden selinde bir ihtiyar. Dilinde Allah(c.c) sığınacak bir başka merci olmadığını çocukluğunda öğrenmiş. Her halükarda ona yokluk ve fakirlik günlerinin dahi güzel bir tarafını yakalayıp biz gençlere aktarmaya çalışıyor.
Evladım…Sabahın dondurucu soğuğunda çalıştığım okulun 8 tane sobasını yakardım
arkasındanda buz gibi suyla abdest alır sabah namazımı kılardım. İnanırdım ki ibadetimi aksatırsam işlerim yolunda gitmez. Bize dürüstlük mertlik ve insanca davranmak öğretildi.Nerde o gençlik şimdi. Kim kime nasıl kazık atacağını hesap ediyor.
Yokluk vardı ama gönüller zengindi. Komşuların hatırı sual edilirdi,bir tas çorbamızı lokmamızı paylaşırdık. Özümüzün bu denli sarsılmasına hep bu televizyonlar sebep oluyor. Bizi anlatan programları cımbızla saysak yeridir. Ne otomatik çamaşır ne de bulaşık makinemiz vardı.
devamı
Yazar: Nevin ALAN
Zaman zaman kendi başımıza kaldığımızda düşünürüz,acaba karşı tarafla diyoloğum nasıl ve nasıl olmalı. Genelde ben merkezli düşünce ve duygularımızdan ötürü sağlıklı karar verme noktasında eksiklerimiz fazla ağır basıyor. Oysa nazik bir sunuş tatlı bir bakış en baştan ortamın sıcaklığını sağlayan bir güzellik. Fakat durum bu minval üzere seyredecek diye beklerken sizinle aynı görüşü paylaşmayan öteki şahıstan beklenen elektrik maalesef zayıf kalıyor. Oysa herkesi olduğu gibi kabullenmek varken neden hayal kırıklığı yaşarız En kestirme yol bize nasıl davranılmasını istiyorsak karşı şahıslara da öyle sunum yapmak. Kısacık ve hızla akıp giden ömür ağacımızın meyveleri inşallah her zaman yemeye hazır bir olgunluk sunar. Başlamak tamamlamanın yarısıdır. Öyleyse haydi hanemizdekilerden başlayarak beklentimiz olmadan tebessüm çiçeklerimizi sunalım ne dersiniz.?
Yazar: Nevin ALAN
Yavrularımız ve Bizler
Dünyada vaktimiz kısıtlı. Nasıl geçtiğini fark edemeden rüzgar gibi savrulup kayboluyor. Öyle uzaklara gidiyor ki sadece ebede geçiş kapımızdan, ikinci hayatımıza sürüklemesi hatıra olarak kalıyor. Gurbet hasretini çektiğimiz çocuklarımızın, minik avuçlarına sığmayan parmaklarımız şimdi boş. Sayısız yılların rüzgarları bizleri olgunlaştırdı. Genç yavrularımızı ise gençlik hülyalarının içine bıraktı.
Kitapları fark ettik. Dedik ki: Hayat yapraklarını okurken ilim mürekkeplerini yalamayı keşfederken geç kalmamış olsak bari. Bu yaşamımızdaki oturaklığımızı kolay elde etmedik. Ruhumuzun mevsimlerine göre köklendik. Dallanıp budaklandık. Bir baktık ki beden ağacımızda yetişen yavrularımız olan meyveler olgunlaşıp dallarını terk etmeye hazırlanıyorlar. Oysa daha onlara ulaştırmak istediğimiz çok enzimlerimiz var. Onlar bizi terk etmek isterken ulaşacakları ellerde değerleri bilinecek mi? Nadide birer mücev
her kıymetinde olduklarını anlayabilecekler mi? Işıltılarının etrafa dağılan huzmelerinde yollarını bulmaya çalışan gaflette ki yaşıtlarına örnek olabilecekler mi?
Gövdemizden her türlü güzelliklerin kaynağına ulaşacakları pusulayı ulaştırdık. Nasiplendikleri kadarını bünyelerinde biriktirdiler. İkram sırası geldiğinde iman hakikatlerinin lezzetiyle kendilerini ortaya koyacaklar. Onlar anne baba olmadan meyvelerimiz bizleri anlayamayacaklar. Koca çınar olmuş olarak endamlı bir şekilde görevlerimizi yapmanın rahatlığıyla salınırken çocuklarımızdan beklediğimiz ne olabilir. Etraflarına ekecekleri içlerinde ki ebediyet çekirdekleri.
Yazar: Nevin ALAN
Kariyerim var, Çocuğum Yok.
Ankara garında yaşlı bayan gayet mutsuz ve yalnız bir şekilde oturuyordu. İlgimi çekti, yanına oturdum. “ Dikkat et kızım! Paketimde kırılacak malzemeler var.” “ Tamam teyzeciğim, yolculuk nereye? dedim.” “ Malatya’ya gidiyorum. Fakat yalnız gidiyorum. Gözlerim az görüyor. Böyle olunca çok zor oluyor” dedi yaşlı bayan. Bunun üzerine “ İnşallah yanınıza iyi birisi otururda sıkılmazsınız” dediğimde, “Yalnız kalmak istiyorum, konuşmak istemiyorum. Biletimi tekli koltuklardan aldım” diye karşılık verdi yaşlı bayan.
“ Çocuklarınız yok muydu? Diye sorduğumda , yaşlı bayan, “ Çocuk doğurmadım, ayak bağı olurdu. Eşim doktor. Ben de yüksek mevkili bürokratım. Öyle olunca evden bazen uzun süre ayrı kalmak zorundayım. Hizmetçimiz var, çocuk için mürebbiye tutacak durumumuzda var, fakat çocuk,ebeveynlerinden ayrılığa dayanamaz. Onun için çocuk mu, iş mi, diye tercih yapmam gerekiyordu. Bende kariyerimi seçtim. Dostlarımız çok, ama şimdi yalnınız. Gözlerimin tedavisi için, ayda 4 defa Cerrahpaşa Tıp’a gidiyorum. Bazen eşim arkadaş oluyor, olamazsa yeğenlerim karşılayıp ilgileniyorlar. Şimdi de memlekete gidiyorum. Kızım, Bana simit alabilir misin? Gördüğün gibi önümü zor görüyorum” diye acı bir karşılık verdi.
Titreyen elleriyle kavradığı simitleri çantasına koymaya çalışırken sordum: “ Teyzeciğim sizi öpebilir miyim? Çocuğunuz olduğumu farz edin.” Yanaklarından süzülen damlalar eşliğinde, dudaklarından son cümleleri sıraladı: “ Evet yalnızım. Param, kariyerim, rütbem var ve uzman tıpçıyla evliyim. Ama elimi kavrayıp trene bindirecek, çantamı taşıyacak, beni omuzlayacak, canımdan, ciğerimden bir parçam yok. Yok, yok, çocuğum yok!”
Yazar: Nevin ALAN