Dostluk

Hiç siz dostluktan şikayetçi olduğunuz anı yaşadınız mı? Dostluk…Neye göre değerlendirelim diye düşündüğümüzde tatlı bir bakış, güzel bir tebessüm sıcacık bakan iki çift göz, ellerinizi kavrayan elceğizler. Kısaca öyle bir başlangıç lazım ki her ortamda ve her zaman ihtiyaç anında hatırlanılacak  ve dostluğuna sığınılacak,  paylaştığımız anlar baki servetimiz olsun. Saçıp savurmadan kullanacağımız bu insanlık vasıflarına layık olan dostluk mücevherimizi harcayacağımız ölçüleri tespit etmek ise ayrı bir ustalık. Beklentisi sadece Rıza-i İlahi olan bu değerlerin ebedi hazzını kazanmak için yaşayacağımız ince nokta sadece ve sadece “ acaba bu dostuma, canım arkadaşım veya kardeşime ahiret sermayesi olacak nasıl bir harç karmalıyım.” İşte bu düşünce düsturunun peşinden koşarsak her zaman aranılan, bulunduğunda da sadece vermeyi prensip hakine getiren billurlaşmış kaselerde içilecek olan sonsuz canlarımız olacak.

Öyle canlar olmalıyız ki dünyadan göçmen kuşu olarak ayrıldığımızda “ dostumu, yüreğimi, duygularımı, beni benden alan insanlık abidesini ektim. Bakisine kavuşmak için benimde ondaki güzelliklere erişmem lazım. Sadece gönül pınarlarından akmam lazım. Materyalist düşüncelerin yüzeyselleştirdiği zamane tabularını kırmam lazım” diyebilmeliyiz.

Bizleri bekleyen yeni dostlar etrafımızda pıtrak gibi bol miktarda. Oysa onları “ aman hiç uğraşamam” diye diken olarak gördüğümüzden üzerlerimize takılanları silkmekle meşgulüz. Belki de sığındıkları sadece manevi elbiselerimiz. Maneviyatta kör olan gözlerimizin ferini artırma zamanı. Haydi sizlerinde değer vereceğiniz, onların güzel vasıfları arasında kaybolacağınız ne çok etrafa fırlatılmadan sahipleneceğimiz dostluk hasretliğini çekenler var. Yaşımız ve yaşların bir ehemmiyeti zaten olamaz. Şimdi ekilen insanlık tohumları, dünya ve ahiret zeminimizde çiçekler açacaktır. Demek ki dostluğun yaş sınırı yok. Acele edelim. Uzanacak, iman hakikatleri serpiştirilecek çok “canlar” sizleri bekliyor. Sizler hangi arayışlar içerisinizdesiniz?


Nevin ALAN